19 Temmuz 2012 Perşembe

Cam Fanus ve Hayaller

Kepenk aralarından sızan gün ışığı vurdu yüzüme.. Hafif bir esinti bir de.. Uyandım. Huzursuzluğum kaşlarımın çatıklığından ve nefes alış verişlerimden anlaşılıyordu.. Yok, hayır aç değildim, ihtiyacım olan içimin acısına eşlik edecek olan bir acı kahveydi.. Beraberinde sigaramı yaktım ağır hareketlerle ama kararlı.. İçime çektim ilk nefesi başımı döndürdü aniden. Hoşuma gitmişti dumanın vücuduma hasreti.. Kelimeler uçuşuyordu zihnimde, zaten onlar hep uçuşurlardı.. Benim gibi sabırlıydılar düzen haline geçip yerlerini almak için bir sayfada.. Uzun bir süre sonra karar verdim beni tasvir etmelerine yazıma başlayarak.. Huzursuzluğum yeni düzenin farklılığındandı belkide.. Düşüncelerimin resmini sizlere kelimelerimle çizmek zamanı şimdi...

Boşlukta bir doluluktu hayallerim, alışılmış bir yalnızlıkta düşünülen. Asılı kalmış hepsi düzene girmeden, biri orda savruk biri burda, birbirlerine bağlı ama birbirlerinden uzak birsürü ufaklı büyüklü balonlarda saklı hayaller cam fanusun içinde.. Suya ihtiyaçları vardı sakin, dingin, saf haline.. Hayallerimi balonların içinden serbest bırakmak adına da ateşe; tutuşturan, acıtan, sıcak haline ki hayallerim suya düştüğünde, serinlinlikle kavuşsunlar birbirlerine ve ısıyı dengelemek adına hiç ayrılmasınlar.. 

O fanus benim şehrimdi ve yöneticisi, hakimi eksikti bir tek ateşe verecek ve suyla sakinleştirecek olan.. Bir dokunuşuyla balonu eritecek, saklamam gerektiğini düşündüğüm, korktuğum, suya hasret olan hayallerimi suyla buluşturacak.. Önce ayrı ayrı hepsine dokunup sonra ateşten de güçlü su özelliğiyle beni kendine ve hayallerime kenetleyecek.. Ve o bunları yaparken kontrol edememek beni çıldırtsada kalbimin çarpışıyla ben sadece gözlerinde kendimi bulucam, bakışlarında kaybolucam.. 

O kadar zor bişeyden bahsediyorum ki aslında kelimelerle kolay anlatılsada.. Zor çünkü o balonları oluşturan bendim, savunma mekanizmamdı, yaşanmışlıklardı saklı olmasını gerektiren içlerindeki hayallerimin.. Daha önce çalınmışlardı ve yaralara maruz bırakılmışlardı kapanmaz sanılan, suya birlikte değil yalnız bırakılmışlardı ve kelimenin tam anlamıyla suyun dibini boylamışlardı.. Eksiktiler çünkü meğer suda bekleyen diğer karakterin hayallerinden bi haberlermiş, ya da hayaller hiçbir zaman örtüşmemiş, sarmamış kendi hayalleri gibi.. Beklentisiz hayallerden bahsediyorum ben sizlere. O an ne hissediyorsa onu yaşayan ve yaşatan hayallerden.. Düşlerden belki de.. Sahiplenmek çok farklı bir olguymuş oysa.. Dün bugün ve yarın olarak bakabilmek bir hayale yaşamın sana "nefes alıyorsun, kaç kez suya düştüğü değil, hayallerinin suya kavuşarak düşmesi aslolan" deme şekliymiş meğer.. 

Aşkla dokunulduğunda o balonlara, hissettiğinde karakterin senleykenki saflığını, duruluğunu, sakinliğini, dinginliğini, çabasını işte o zaman inanıyorsun zor da olsa, zaman da alsa gerçekliğine o dokunuşun.. Esintilere maruz kalıcaksın elbet, dört dörtlük bi sakinlikte yüzerek yol alamaz hiçbir oluşum.. Önemli olan hayallerin kenetlenişi ve birbirlerine olan özlemi.. 

Aşk bir hayal ürünü derler, acı çekmek derler, yalnızlık derler.. Yanlış. Aşk bir peri masalında büyü bozulmasın diye dua etmek.. Bu yeni yaşamında hayallerin eksik kalmasın diye dua etmek.. Kaderin varlığına seni inandırması demek.. Yaşamın aynı çizgide yürüyen farklı hayallerdeki iki insanı karşılaştırma yöntemi demek.. 

Cam fanuslarınızda hayallerinizi yarattığınız balonlardan özgür bırakabilecek doğru karakterlerle karşılaşabilmeniz dileğiyle..

Sevgilerimle.. Hayallerimle.. "Aşk"ımla.. 

2 yorum:

  1. Tebrikler, tekrar tekrar okudum. Okudukça yokluktan varlığa kanat çırpan kuşlar gibi firari oldu yüreğim. Öyle ki aynı anda insanı kah yer altına alıp tutsak ediyor kah bulutlara çıkarıp uçuruyor. Uçlarda bir insansınız Damla Hanım. Daha eski yazılarınızı da silmeseydiniz keşke. Antalya'dan selamlar.

    YanıtlaSil
  2. Yeni yazılarınız olursa paylaşırsanız seviniriz.
    Yazılarınız çok başarılı.

    YanıtlaSil